       |
LIFE
+ MART 2001 SAYI:11
Galata Köprüsü'nde Çizmeli kedi
Olağanüstü olayların başkenti İstanbul'un ortasında bir kedi geziniyor, yani
Şekip Davaz'ın karelerinde öyle. "Kedo-İstanbul'a Bir Masal ya da Anonim
Roman" adlı çizgi romanında 1930'ların İstanbul'unu çizmeli kediyle birlikte
geziyoruz.
İstanbul'a dair
hayatımızda ne çok yayın var;şiirler,şarkılar,romanlar...Birde çizgi
roman giriverdi şu sıralar kanımıza:Şekip Davaz'ın yazdığı ve çizdiği
Kedo, İstanbul'a Bir masal ya da Anonim roman.Sayfaları çevirmeye
başladığınızda Davaz'ın ilginç puslu çizimleri arasındaki Kedo'yu
hemen tanıyorsunuz.O aslında masal kahramanı Çizmeli Kedi.La Fontaine'in
eserinden kopmuş, gelmiş İstanbul'a yerleşmiş ve 1930'ların Pera'sında
kendine yeni bir hayat kurmuş...
Böylesine nostaljik, böylesine melankolik, böylesine kırgın ve böylesine umutlu
bir çizgi romanı yaratan kişiyle tanışmadan olmaz diyoruz. Ve siz Şekip Davaz'ı
tanıtıyoruz. Şekip Bey 1954 İstanbul doğumlu. O zamanlar ağaçlık ve nezih bir
yer olan Gayrettepe'de yaşamış. Mimar Sinan Üniversitesi'nde mimarlık eğitimi
almış. 13 yıl Üniversitede asistanlık yaptıktan sonra ayrılmış okuldan.Şu anda
İç Mimarlık yapıyor. Ayrıca İstanbul film Festivali'nin festival afişi ve DİSK'in
1 Mayıs afişi olmak üzere yarışmalardan kazandığı altı da ödül var. - Dekoratörlük
yapıyorsunuz,ödüllü afişleriniz var, çizgi roman hazırladınız,40 Hokkabaz adlı
bir sergi açtınız.Birazda siz devam eder misiniz?
- Hepsini hatırlayamıyorum ama bir çok şey var.Vaktiyle tiyatrocular, seramikçiler
ortak eğitim alırdık.Belki de bu nedenle her şeye ilgi duyuyorum.- Peki bunların
arasında sizi manevi olarak en çok tatmin eden hangisi?
- Son yıllarda eğlence insanlarının heykellerini yapıyorum.Osmanlı döneminin
40 hokkabazı da bunlardan.- Kedo'yu on yıl önce hazırlamışsınız. Peki basımı
neden bu kadar zaman aldı?
- Özel bir dönemimdi.Üniversiteden sonraki yıllardı,pek keyifli değildim, kendime
bir dünya kurayım istedim.Sonra da o ruh durumuyla yaptığım işi birilerine
satmak istemedim.bir köşede kaldı...- Son yıllarda Türkiye'de çizgi roman konusunda
küçük küçük hareketler var sanki...
Doğru.Şimdi 40 yaşında olan insanların gençliklerinden hatırlayacakları çizgi
romanlar da yayımlanmaya başladı.Bir zamanlar farklı şeylerde çizdim aslında,
ama gittikçe hayatıma uğursuzluk getirdiği gibi bir inanca kapıldım.Bir süre
hiç elimi sürmedim.
- Ödüllerinizden bahsedebilir misiniz?
- Az sayfalık bir Kızılderililer çizgi romanım Fransa'da ödül aldı, İsviçre'de
Illustre dergisinde küçük bir çalışmam "en artistik iş" olarak değerlendirildi.Ama
10 yıl önce iyi bir durumda değildi çizgi roman.Yurtdışında da eğrisi aşağı iniyor.
- Çizgi roman sadece mizah dergilerine sıkışıp kalmıştı.
- Evet.Sonra sonra edebi yakınlaşmalar ortaya çıkmaya başladı...Bir dönem mizah
dergilerinde birşeyler yapmıştım, ama pek hoşuma gitmedi. Önce Çarşaf, sonra
da Kelle Dergisine çizdim.Onların ortak bir çizgisi vardı.- Peki Kedo..
- Öykü sistemine ilgim vardı. Öykünün, romanın yapısına yani.O sistemler açısından
baktım Kedo'ya, sağlam bir işti.Ama bir huyum vardır.Bir şeyi yaparım, sonra
da anlayan anlasın diye beklerim.- Kedo, Çizmeli Kedi'yi anlatıyor aslında.Çizmeli
Kedi masalda efendisini mutlu etmek için dalavereler çeviriyordu, ama her zaman
ona sadık kalıyordu. Fakat sizin öykünüz de Kedo'yu tek başına tutunmaya çalışırken
görüyoruz.
- Bu oynadığı rolden sıkılıyor ve kaçmak istiyor aslında. Bu rolün onu öldüreceği
hissine kapılıyor.Bu arada rollerinden sıyrılmak isteyen kişiler mesela Ağustos
Böceği- karşısına çıkıyor. Hikayeleri kötü bitmiş hep, onları öğreniyor.Ve masalını
sürdürmek istiyor.- Kedo nasıl İstanbul'a gelmiş?
- O yıllarda Rusya'da Avrupa'da bir terslik olunca insanlar İstanbul'a gelirmiş.Yahudiler,
Ruslar ve Ermeniler gelmiş.Sosyal hayat çok renkliymiş o dönem. Bilerek o yılları
seçtim.
- Bu çizgi romanda nostaljik, ama kırgın bir hava da var.
- Çizgi roman kahramanının sonlarında geçiyor hikaye. Ama sonra karşısına Namık
Fikret çıkıyor ve roman kahramanımız Kedo'nun yaptıkları tekrar bir öykü oluyor.Öyle
bir oyunla bitirmek istedim. - 30'lu 40'lı yılları anlatıyorsunuz çizgi romanda.
Bu yıllarda ilginiz mi var?
Dekore ettiğiniz mekanlarda da o döneme ait nesneleri tercih ediyor musunuz?
- O dönemlere özel ilgim var. Ama mimari anlamda değil.
|